Cihat Burak

Cihat Burak

1915 istanbul Aksaray'da doğdu.
1937
yılında
Galatasaray Lisesi
’nde tamamladığı ortaöğreniminin ardından girdiği şimdiki adı
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
olan dönemin
İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi
mimarlık bölümünden
Sedat Hakkı Eldem
,
Bonatz
ve
Emin Onat
’ın öğrencisi olarak
1943
yılında mezun oldu.

Branşı ile ilgili ilk mesleki deneyimini
1943
yılında işe başladığı
Ankara

Tekel Genel Müdürlüğü
’ nde kazandı.

Ankara Beden Tebiyesi Genel Müdürlüğü, İstanbul Teknik Üniversitesi proje bürolarında ve
1951
yılında Ankara Nafia Vekaleti (Bayındırlık Bakanlığı) Yapı İşleri Başkanlığı yaptıktan bir yıl sonra
1952
’de
Birleşmiş Milletler
bursu ile
Fransa
’ya gönderildi.

Üç yıl
Pariste
mimarlık ve resim eğitimi gördü.
1955
’ te yurda döndüğünde yeniden Bayındırlık Bakanlığı’ndaki işine devam etti.

1957
yılında
Afganistan
’a
Kabil
Büyük Elçilik Binası projeleri için gönderildi.

1961
yılında
Fransa
Hükümeti’nin bursu ile tekrar gönderildiği Paris’te prefabrik inşaat yöntemlerini inceledi. Bursun bitiminde Paris’te kalmak üzere bakanlıktaki görevinden ayrıldı.

Resim çalışmalarına ağırlık verdiği bu dönem sonunda
1965
yılında yurda döndüğünde Özel Işık Mimarlık Okulu’nda ve İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda (
Marmara Üniversitesi
Güzel Sanatlar Fakültesi) resim dersleri verdi.

İlk kişisel sergisini 1957 yılında İstanbul
Beyoğlu
Şehir Galerisin’de Fransa’da yaptığı çalışmalarla açan sanatçı, “Toplumsal Gerçekçilik” anlayışından hareketle çalıştığı yapıtlarının yanı sıra, Dolmabahçe Saray Kapısı, Mezar Taşları ve İncili Kız gibi yapıtlarında ise fantastik kurgu söz konusudur.

“Kanaryam Güzel Kuşum Ben Sana Vurulmuşum” adlı yapıtında ölüm teması işleyen sanatçının çalışmaları arasında
Yahya Kemal Beyatlı
,
Nazım Hikmet
,
Neyzen Tevfik
,
Eren Eyüboğlu
ve
Aliye Berger
gibi ünlülerin resimleri ile son dönem “Kedi” resimleri de bulunmaktadır.

Mimarlığı geçinmek için, resmi ise sevdiği için yaptığını belirten sanatçının; metal baskı çalışmaları , porselen ve cam işleri ile pişmiş toprak heykelleri ve büstlerinde, resimlerindeki gibi
Dışavurumculuk
gözlenmektedir.

1992
’de “Yakutiler” adlı kitabı ile
Yunus Nadi
Armağanı Yarışması’nda birincilik ödülü kazanan; el yazısı ve daktilo yazılarından derlenen “Zenci Kalınız” adlı kitabı ise ölümünden dokuz yıl sonra yayımlanan sanatçı
1994 yılında İstanbul'da öldü.